Türkiye matematik özürlü ülkelerin başında gelir, cahil halkını bir tarafa bırakın, kelli felli profesör ünvanlı köşe yazarlarının çoğu da matematikten fazla anlamaz. Bu yazımızda herkesin korkulu rüyası olan türev nedir sorusunu cevaplayacağız ve örneklerle türev konu anlatımı gerçekleştireceğiz. Türev bir fonksiyonun bir noktasındaki değişimi gösteren matematiksel kavrama verilen isimdir. Tabii bu şekilde bir tanım yaparsam hiç bir şey anlamazsınız, ben anlayacağınız örneklerle türevi size tanıtayım.

Enflasyon nedir diye bir soru sorsam çoğunuz enflasyonun ne olduğunu söyleyebilirsiniz. Peki enflasyonun fiyat seviyesinin türevi olduğunu söylesem ne düşünürsünüz. Ekonomideki (ekonomi nedir?) fiyat seviyesinin (yani fiyat fonksiyonunun) değişimine (türevine) enflasyon denir. Enflasyon fiyat fonksiyonunun birinci türevidir. Enflasyonun pozitif olması demek fiyat fonksiyonu artıyor demektir. Yani fiyatlar yükseliyor demektir. Birinci turev, yani enflasyon ne kadar büyük ise fiyatlar da o kadar hızlı artıyordur.

Enflasyonun türevini alırsak bu sefer enflasyondaki değişimi gözlemleyebiliriz. Eğer enflasyonun birinci türevi, yani fiyat fonksiyonunun ikinci türevi pozitif ise enflasyon artıyor, fiyatlar ise artan bir oranda artıyordur. Enflasyonun birinci türevi negatif ise enflasyon düşüyor, fiyatlar ise azalan bir oranda artmaya devam ediyordur. Hani geçenlerde deflasyon nedir baslikli yazida “enflasyon düşii diyolar ama inneden iplie her bişiin fiyatı artıyo, biz başka kezegende mi yaşıyok?” diyen vatandaşlarla dalga geçmiştim ya, bunun nedeni onların fiyat fonksiyonunun ikinci türevini birinci türeviyle karıştırmaları komiğime gitmişti.

Fiyatların düşmesi için birinci türevinin negatif olması lazım. Yani enflasyon oranı eksi ise fiyatlar düşüyordur, enflasyonun düşmesi demek fiyatlar düşüyor demek değildir.

Türevle ilgili örnekler sadece enflasyon ile sınırlı değil. Mesela milli geliri düşünelim. Milli gelirin birinci türevine ne denir? Tabii ki büyüme denir. Küresel kriz bizi teğet geçti mi geçmedi mi belirlemek için fraktal geometriye değil (bkz. fraktal nedir?), türeve bakarız. Milli gelirin türevi eksi ise iktisadi büyüme negatiftir, yani ekonomi küçülüyordur. Milli gelirin birinci türevi pozitif ise ekonomi büyüyordur. Maalesef Türkiye Istatistik Kurumu (tüik) çok yakın bir zamana kadar milli gelirin türevini yani mevsimsel etkilerden arındırılmış çeyreklik büyüme oranlarını açıklamıyordu. Sadece ortalama büyüme oranını açıklıyorlardı. O yüzden de geçen sene göbekten darbe yiyen ekonomimizin resesyondan ne zaman çıktığını millet göremiyor, hala resesyondayız zannediyorlar. Oysa ki resesyondan çıkalı bir yıl oluyor neredeyse (bkz. resesyon nedir?)

Umarım örnekli türev konu anlatımı hoşunuza gitmiştir. Türev nedir sorusuna böylece cevap vermiş olduk. Şimdi teknik detayları, türev alma kuralları, formülleri öğrenmeyi ekonomideki uygulamalarını gözünüzün önüne getirerek daha çekilebilir kılarsınız. Burada anlattığımız konular öğretmenlik olarak algılanmamalı, türevle ilgili sorularınızı bu konuda Milli Eğitim Bakanlığının sertifika, veya ne tür bir çalışma izni veriyorsa artık, verdiği kişilere yöneltiniz. Bu despotlar sorularınızı beğenmeyip, “böyle soru mu olur lan” diyerek kafanızı ve gözünüzü patlatıncaya kadar sizi döverse de bana gelmeyin. (bkz. regülasyon nedir?). Sorumluluk kabul etmiyorum :)
Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Eğitim
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

1. Okul Öncesi Eğitim Nedir?

Okul Öncesi Eğitimi, doğumdan, zorunlu eğitim yaşına kadar, çocukların gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yetenekleri göz önüne alınarak, çocukların sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlayıcı, olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkarıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı, ebeveyn ve eğitimcilerin etkin olduğu sistemli bir eğitim diye tanımlayabiliriz.

2. Okul Öncesi Eğitimin Önemi Nedir?

17 yaşına kadar olan zihinsel gelişimin yüzde 50 sinin 4 yaşına kadar, yüzde 30 unun 4 yaşından 8 yaşına kadar, yüzde 20 sinin ise 8-17 yaşlarında elde edildiğini düşünürsek, 0-6 yaşlar için, çocuğun gelişiminin hızla yönlendiği yıllar diyebiliriz. Bu yıllarda temeli atılan beden sağlığının ve kişilik yapısının ileri yaşlarda aynı yönde gelişme şansı çok yüksektir. Bu yüzden çocuğun sağlıklı bir birey olması açısından okul öncesi eğitime önem verilmelidir. Ayrıca çocuğun okul öncesi yıllarda aldığı eğitim ve kazandığı deneyimlerin, ileriki yaşlarındaki öğrenme yeteneği ve akademik başarısıyla ilişkisi olduğu gözlenmiştir.

3. Okul Öncesi Eğitim Kurumları Nedir?

Günümüzde özellikle büyük kentlerde annenin çalışması, oyun bahçelerinin azlığı gibi nedenlerle küçük çocuğun bakımı, beslenmesi, eğitimi, bilgisi yeterli olmayan kişilerle ya da anneanne ve babaanne tarafından apartman dairelerinde yürütülmeye çalışılmaktadır. Çocuklar evde bu kişiler tarafından ne kadar iyi bakılırsa bakılsın ne kadar çok sevilirse sevilsin; sosyal gelişimini gerçekleştirebileceği arkadaşlara ve oyun ortamına ayrıca evde kendisine sağlanamayan eğitim imkanlarına ulaşmaya ve düzenli bir eğitim programına katılabilmesi için ailenin dışında eğitimcilere ihtiyacı vardır.

4.
Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının İlkeleri Nedir?

Çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve dil yönünden yeteneklerine göre gelişmelerini sağlayacak eğitim ortamını sağlamak,

Dilin gelişmesine ve doğru kullanılmasına imkanlar sağlamak,

Öz bakım becerileri (temizlik, giyinme vb.) kazandırmak,

Bedensel becerilerini geliştirmek,

Kendi ayaklarının üzerinde durabilen, bağımsız bir birey olabilmesi için destek olmak,

Yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak,

Oyun oynama ve arkadaşlık ihtiyacını gidermek,

Zorunlu eğitime hazırlamak. Bu ilke kesinlikle okuma-yazma öğretimini kapsamamalıdır.

5. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarını Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Okul öncesi eğitim kurumu tek yada iki katlı bahçe içinde müstakil bir binada hizmet vermelidir. Bina iyi ısınmalı aydınlık ve ferah olmalıdır.

Oyun odaları düz ve geniş bir alan olmalı ve halı kaplanmalıdır.

Sınıf içinde temel köşeler olmalıdır. (Evcilik, kitap, sanat, blok vb.)

Materyaller çocukların ulaşabilecekleri yükseklikte olmalıdır.

Tuvaletler sınıflara yakın olmalı ve çocuk sayısına göre olmalıdır.

Binanın yerleri kolay temizlenebilen bir malzeme ile kaplı olmalıdır.

Bahçede oyuncaklar ve top oyunları için düz alanlar olmalıdır.

Öğretmenler okul öncesi eğitim alanında eğitim görmüş, sağlıklı, hoşgörülü, mesleğini seven, hareketli, sabırlı, güler yüzlü, çocuktaki en ufak gelişmeyi görebilen, yeniliklere açık kişiler olmalıdır.

Her okul öncesi eğitim kurumunun bir eğitim programı olmalıdır. Programlar hazırlanırken çocukların yaşları, gelişim özellikleri ve bireysel farklılıkları göz önüne alınmalıdır. Programların uygulanmasında "yaşayarak öğrenme" ilkesine göre hareket edilmelidir.

Okul öncesi eğitim kurumunda çocukların konuşma, oyun, resim, müzik, kil, kum, su gibi her türlü geliştirici alışkanlıkları kazanabilmelerine özen gösterilmeli; onların ilkokulda karşılaşacakları görevlere hazır olmalarını sağlayacak ön alıştırmalara yer vermelidir.

  Kaynaklar: Zenbat, Yard. Doç. Dr. Rengin, Okul Öncesi Eğitim Kurumları, 0-6 Yaş Anne-Baba ve Çocuk Rehberi, Beyaz Gemi Yayınları, İstanbul 1998, s.10,12.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Eğitim
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Eğitim kısaca davranış değiştirme sürecidir. Eğitilen bireyin davranışları değişir. Eğitim Fakültesini bitiren birey alanını bilir, öğretme becerisi kazanır, doğayı sever, korur, sanatsal çalışmalara katılır. Basit makinayı kullanan usta hizmet-içi eğitimden geçince karmaşık makinayı kullanacak bilgileri öğrenir, makinayı çalıştırma becerisi kazanır,makina, çevre bütünleşmesi tutumunu edinir. Okuma-yazma bilmeyen bir kişinin okuma yazmayı öğrenmesi, bilgisayarda yeni bir yazım programının öğrenilmesi hep davranış değişikliğidir. Hırsızlık yapan, kopye çeken ya da çevreyi kirleten birey­lerin istenmedik davranışlarının değiştirilmesi de eğitim yoluyla gerçekleşebilir. 19. Yüzyılda eğitim, eski kuşakların yeni kuşaklar üzerinde bir amaca yönelik davranış değiştirme eylemleri olarak ele alınıyordu. Çağımızda eğitim doğumdan ölünceye değin sürmektedir. Yaşlıların eğitimi, velilerin eğitimi, ana-baba eğitimi gibi. Bilgi patlamasıyla meslek elemanları da yeni bilgiler öğrenmek için sürekli eğitim almaktadırlar. Bu nedenle eğitim yalnızca okulda değil, okul dışında da veril­mektedir, Ailede, iş yerinde, askerde, seyahatte, camide, kahvede, kantinde sürekli eğitim verilmektedir. Literatürde değişik tanımlar yapılmaktadır. Eğitim, bireye olumlu davranışlar kazandırmak bir mesleğin bilgi, beceri ve tekniklerini öğrenmek, üretken kılmaktır. Öğretmenlik, mühendislik mesleğinin bilgi, bece­rileri, teknikleri Öğrenilir, üretken olunarak araştırmacı, sağlıklı, mutlu bir yaşam için olumlu davranışlar kazanılır. Eğitim, toplumun yaratıcı gücü ve verimini artıran, bireye yeteneklerini geliştirme olanağı veren, sosyal adalet fırsat ve olanak eşitliği ilkelerini gerçekleştiren en etkili araçtır. Çağımızda eğitim yalnızca bilgi aktarmak değil aynı zamanda yaşam biçimini oluşturmak için yapılan tüm faaliyetleri kapsamaktadır. Bireylere yetenek­lerini geliştirmek için ortam eğitimle sağlanır. Bu ortamda bireyler birbirlerinin haklarına saygı göstermeyi öğrenirler.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Eğitim
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Mizah ve oyun yazarı (İstanbul 1915).

Asıl adı Mehmet Nusret Nesin'dir. Yoksul büyüdü. Kuleli Askeri Lisesi'nde (1935) ve Harp Okulu'nda (1937) öğrenim gördü; 1944'te askerlikten ayrıldıktan sonra, gazeteciliğe başladı. Yedigün (1944), Karagöz (1945) dergilerinde ve Tan gazetesinde (1945) fıkra yazarlığı yaptı. Şiir denemeleri ve gerçekçi küçük hikâyelerle edebiyat dünyasına girdi; Sabahattin Ali ile birlikte çıkardığı Markopaşa dergisinde (1946) yayımlanan mizah hikayeleriyle adını duyurdu.

Siyasal eleştirinin ağırlık kazandığı hikâyeleri yüzünden mahkûm edilerek bir süre yazı hayatından ayrı kaldı. 1955'ten sonra fıkralarıyla tekrar gazete ve dergilerde görülmeğe, hikâye ve romanlarını yayımlamağa başladı. Akbaba (1955), Dolmuş (1955), Yeni Gazete (1957-1958), Akşam (1959) ve Tanin'de (1960) sürekli yazdı. Kemal Tahir ile birlikte Düşün Yayınevi'ni kurdu (1957). Zübük adlı mizah dergisini çıkardı (1961). 1969'da gazetecilikten ayrıldı.

MİZAH USTASI

Türk edebiyatının usta mizahçılarından olan Aziz Nesin, mizahı edebiyatın her türünde denedi. Toplumsal hayatın aksayan yönlerini, alaya elverişli kişi, durum ve olayları abartarak güldürücü ve akıcı bir anlatımla verdi. Onun mizah hikâyeleri yalnız eğlendirmekle kalmaz, güldürücü durumlar, tuhaf karşıtlıklar aracılığıyla toplumdaki bozuklukları göstermeğe, bunların nedenlerini belirtmeğe de çalışır.

Eserleri uluslararası birçok mizah yarışmasında birincilik ödülü kazandı. Kitapları yabancı dillere çevrildi. Aziz Nesin sahnelerde, radyo ve televizyonda oynanan oyunlarıyla da ilgi topladı. Üç Karagöz Oyunu ve Çiçu ile tiyatro ödülleri aldı. Her yıl seçilen yoksul ve kimsesiz 4 çocuğu bir meslek sahibi oluncaya kadar yetiştirmek amacıyla Nesin Vakfı'nı kurdu (1972), eserlerinin gelirini buraya bıraktı.

ESERLERİ

Hikâye: İt Kuyruğu, Damda Deli Var, ölmüş Eşek, Havadan Sudan, Kör Döğüşü, Biz Adam Olmayız, Yeşil Renkli Namus Gazı.

Roman: Zübük, Şimdiki Çocuklar Harika.

Oyun: Biraz Gelir misiniz? Bir Şey Yap Met, Çiçu, Hadi öldürsene Canikom, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (eserin televizyon için hazırlanan dizisi büyük ilgi topladı).

Anı: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez.

Masal: Memleketin Birinde Hoptrinam, Uyuşana Tosunum.

Taşlama: Azizname. Fıkra: Nutuk Makinesi, Az Gittik Uz Gittik.
Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Eğitim
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
 ne zaman rüyama girse önce deri ceketini giyer, silahını kuşanır, herhangi bir bankayı soyar ve ortalığı velveleye verirdi.
"paranızı alıyorum aklınızı değil " yazan bir not bırakırdı sonra. arkasından aydınlık izbe bir odaya kapandığını ve bıyıklarını orada uzattığına şahit oldum. bıyıkları tamamen uzadığında odası karanlıktı. ışığı yaladığını söyledi ve tadını anlata anlata bitiremedi...


 


* ey ulu yıldız..! kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı,
saadetin nerde kalırdı..!

 


 

* Bu muydu yaşam hadi öyleyse bir kez daha...

 


 

* hayatını tekrar tekrar aynı hayatı yaşıcakmışsın gibi yaşa, istemediğin bi durumla karşı karşıya kalmışsan ve buna boyun eğiyorsan, diğer hayatlarında da aynı şeye boyun eğceğini düşünerek, sen en güzeli boyun eğme, bu böyle gitmez; bi şeyi çokmu istiyosun, ama buna cesaret edemiyomusun, diğer hayatlarında da bu şeyi çok isteyip hiç bi zaman cesaret etmediğin için ulaşmıycaksın, o yüsden sen en güzeli aş kendini, yap yapmak istediğini ki sonunda en mutlu şekilde yaşayabileceğin bi kısır döngü oluşturabilmiş ol.

 


 

* zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar.


 

* "simdi hafifim, simdi ucuyorum, simdi kendimi kendi altimda goruyorum, simdi bir tanri dansedip geciyor icimden.."

boyle soylemisti zerdust'e.

 


 


* gerçekten de hayatın anlamı olmasaydı,ve ben anlamsızı seçmek zorunda olsaydım,bence de en seçilesi anlamsızlık olurdu.

 


 

* yukseldikce ucma bilmeyenlere daha kucuk gorunmemiz kacinilmazdir..

 


 

* işte benim filozof denince anladığım şey: varlığıyla herşeyi tehlike içine sokan korkunç bir patlayıcı..

 


 

* dilencileri yok etmek gerek, çünkü insan onlara verince de pişman oluyo, vermeyince de..

 


 

* erdemlerin tümü züğürtlük, kirlilik ve acınacak bir rahat düşkünlüğüdür... ey erdemden söz açanlar, bütün erdemleri uyumaya
yollayın... ben ne değilsem erdemim odur... en büyük kötülük, en büyük iyilik için gereklidir... yaratıcı olmak isteyen önce yıkıcı olmak, değerleri yıkmak zorundadır... yaşam bana şu sırrını verdi: bak, ben daima yenmek zorunda olanım... erdem dedikleri, gerçekte korkaklıktır... şehveti, hükmetme isteğini, bencilliği üç büyük kötülük sayarlar. gerçekte bunlar üç büyük iyiliktir, üç büyük mutluluktur... gerçekte bencilliğe erdem denmeliydi. çalmamalısınız, öldürmemelisiniz sözleri bir zamanlar kutsaldı. ama ben size soruyorum: doğada hırsızlık ve öldürmek yok mudur? parçalayınız kardeşlerim, eski levhaları parçalayınız.

 


 

* Bundan sonraki yıllarda yapacağım iş iyiden iyiye belirlenmişti. Olumlayıcı kesimini bitirmiştim işimin. Sözle, eylemle hayır diyen bölümüne gelmişti sıra. Bunlar da şimdiye değin sürüp gelen değerlerin yenilenmesi, büyük savaş, son karar gününün belirlenmesiydi. Bu arada, bir de yavaş yavaş çevreme bakıyor, kendime yakın gördüklerimi, güçlerine dayanarak bu yok etme işinde bana yardımı dokunabilecekleri arıyordum. İşte o günden beri, yazılarımın her biri bir oltadır: Kim bilir belki de olta atmakta herkesten ustayımdır?... Oltama hiç bir şey takılmamışsa suç benim değil artık. Balık yokmuş...

 


 

* Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre herşey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım,
hoşçakal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana.

 


 

* Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öclerinden kaç! Onlar sana karşı öcden başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki...

 


 

* cokları pek geç, bazıları erken ölürler, tabii vaktinde yaşamayanlar nasıl vaktinde ölebilir? keşke hiç doğmasaydı. lüzumsuzlara bu öğüdü veririm. fakat lüzumsuzlar bile ölümlerini mühimserler. en boş ceviz bile kırılmak ister. herkes ölüsünü mühimsiyor. ölüm henüz bir bayram sayılmıyor. insanlar daha en güzel bayramlarını nasıl kutlayacaklarını
öğrenmediler.

 


 

* hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam : "bu köprüyü geçip bana gelir misin?" işte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. o andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız.
ama o küçücük köprüyü düşündügünde sözcüklere sıgmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın...

 


 

* kovalamaktan, aramaktan yorulduğumdan beri bulmayı öğrendim.

 


 

* en kof ceviz dahi kırılmak istiyor..

 


 

* yalan soyleyene karsi tetikte olmaktansa beni aldatmalarina izin veririm..

 


 

* yanlızlığına kaç dostum:görüyorumki her yanını ağılı sinekler sokmuş.sert sağlam bir havanaın estiği yere kaç!yalnızlığına kaç.

 


 

* evini ateşe veren öğle yemeğini de unutur ve bu yüzden bazen yemeğini küllerde arar insan..

 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Eğitim
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Arama
  Ara
Aytekin Mehmet Arslan - Anlamlar Yazı Dizisi

BUGÜNKÜ KÖŞE YAZISI

ADALETİN BİLGİSİ

 

Doğru olanın gerçekliği, delillerinin varlığıyla pekişir. Delilsiz bir doğru gerçekten öyle dahi olsa askıda kalmıştır. Oysaki doğruya gerçekliğini vermek gerekir. Bu onun hakkıdır. Ve dürüst bir insan için ...

devamı....

Aytekin Mehmet Arslan- Aşk Tanımları

Aytekin Mehmet Arslan'ın Ünlemler Yazı dizisini web sitemizden takip edebilirsiniz...

http://www.aytmur.com

 

Hilal Makina Kilimleri

11 farklı ebatta Hilal makina kilimleri için web sitemizi ziyaret ediniz...

www.hilalmensucat.com

 

Aytekin Mehmet Arslan Kelebeklerin Ölümlülüğü

Kelebeklerin Ölümlülüğü-Aytekin Mehmet Arslan'ın 2. Kitabı

   Yazarın köşe yazılarını web sitemizden takip edebilirsiniz...

   www.aytmur.com

 

 

Uşak Arkeoloji Müzesi Sanal Müze Turu

Uşak Arkeoloji MüzesiUşak Arkeoloji Müzesin'de sergilenen Karun Hazineleri'ni gördünüz mü?Web sitemizden sanal olarak müzeyi gezebilirsiniz....

Sanal Müze Turu için tıklayınız...

 

 

Atatürk ve Etnografya Müzesi

Atatürk ve Etnografya MüzesiAtatürk İstiklal savaşında Yunan General Trikopis'in kılıcını bu evde teslim aldı.Uşak Atatürk ve Etnografya müzesi sanal turu için tıklayınız...

Sanal Müze Turu için tıklayınız...

 

Takvim
<September 2010>
SMTWTFS
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789
Tag Cloud
Sayfalar