ADALETİN BİLGİSİ

 

Doğru olanın gerçekliği, delillerinin varlığıyla pekişir. Delilsiz bir doğru gerçekten öyle dahi olsa askıda kalmıştır. Oysaki doğruya gerçekliğini vermek gerekir. Bu onun hakkıdır. Ve dürüst bir insan için kesinlikle yapılması gereken bir görevdir. Yoksa meydan yanlış olana bırakılmış olur. Doğrunun varlığını delillerle desteklemek, aslında yanlışın da bir şekilde kötülüğünü vurgulamak demektir. Yoksa insanlar yanlışa düştüklerinde en çok doğruluğa haksızlık etmeye çalışırlar. Mesela hak olanın delillerle birlikte ortaya konması gerektiği gerçeğinden uzaklaşırlar. Böylece bir konu hakkında karar verirken delillere başvurulma gereği kalmaz. Ve artık daha kolay bir şekilde yanlış kararlar verilebilir. Her şey zannetmek üzerine kurulu olur. Böylece insanlara kolaylıkla iftira edilebilir. Zannın fazlası kabul edilemez. Zanna inanarak hareket eden insanın yanlışlığı tamir edilemez boyutlardadır. Sonuçta bilinmeyen üzerinden fikir sahibi olunamaz. Bu sebepten birilerine verilecek zararın hiçbir şekilde affı olamaz. İnsan bilgi ve delile dayanmadan hüküm verirse hataya düşer. Bu hal de doğru bir karar verse dahi aslında sadece bir tesadüfün eseridir. Ve aslında sürekliliği yoktur. Bu da onu daha da sıkıntılı yapar. Çünkü doğru kararlarıyla güvenilen, verdiği yanlış kararda çok daha fazla sıkıntı yaratabilir. Doğru bilgiye tâbidir. Yanlış bilgisizliğin bir eseridir. Bu sebepten içerisinde çok fazla zan barındırır. Ve zannederek yaptığınız bir işte, muhatabı olduğunuz insana çok büyük zararlar verebilme olasılığınız oldukça yüksektir. Bu sebepten bilmek gerekir. Bilinmeyen bir konu hakkında fikir sahibi olmak aptallık, bu aptallıkla hükmetmek ise zalimliktir. Bilgi emektir. Emek harcayabilen, içinde bunun gücünü barındırabilendir. Zayıf insan, bir bilginin eldesinde gereken emeği gösteremez. Öyleyse adil olanlar hep güçlüdürler. Dolayısıyla adaleti sağlayacakların güçlülerden seçilmesi bir zorunluluktur. Yani aslında seçilim yapılırken zayıfların elenmesini gerektirecek bir sınav sistemi uygulanmalıdır. Zayıfların kârına olan seçilim, elbette ki bünyesinde sahtekârlık barındırır. Adalet ancak güçlü olanların uygulayabileceği bir tavırdır. Öyle ki o insan doğru kararlar verebilmek için gerekli delilleri elde etme emeğini harcayabilecek kadar güçlü olsun. Yoksa zayıf olanlar en fazla zannederler. Ve bununla hükmetmekte sakınca görmeyecek kadar da bilgiden ve onun insana kattığı erdemden habersizdirler. Adalet kesinlikle zayıf olanların eline bırakılamaz. Zayıfın yükselmesi yalakalıkladır. Yalakalığa itibar edenler, benzer tabiatta olanlardır. Bir insan gücü elde ediyorsa bunun emeğini mutlaka vermelidir. Zira ancak bu emek ile öğrendiği erdemde, gücünü adaletli bir şekilde kullanabilme aklına erişir. Emek harcamayan böyle bir erdemden habersizdir. O, sahip olduğu gücü hangi vasfı ile elde etmişse; yine o halini pekiştirmeye çalışarak devam ettirmeye çalışır. Bu durumda onu gücü doğruluk ve dürüstlüğün gereğinden öte, bu mevkie gelebilmek için gebe kaldıklarına olan minnet borcunu ödemeye yöneliktir. Öyleyse zaten yeterince doğru olmaya da gerek yoktur. Oysaki doğrunun kimseye torpil geçmez. Çünkü o, herkese hakkını verir. Böylece emeğe olan saygının ve inancın varlığını korumuş olur. Bu hayatta doğru kararlar verebilmek, sonuçta neye mal olursa olsun gereken bilgilerin ışığında basit bir sebep sonuç ilişkisi şeklinde gereğinin yapılması demektir. Yanlışı kimin yaptığının ya da onun ne kadar kıymetli bir insan olduğunun hiçbir önemi yoktur. Yanlış yapabiliyorsa demek ki o insan kadar da yeterince kıymetli biri değildir. Doğruluğun kararları bellidir. Ve kişilerin gerçekliklerine göre değişmez. Bu sebepten adaleti sağlayıcıların herkesten daha üstün ve üstünlüğünden ötürü de bağımsız olması şarttır. Bir insanı adaleti sağlayıcı olarak atayacaksanız, öncelikle onun ne kadar güçlü bir insan olduğuna bakmanız gerekir. Bunun haricindeki özelliklerinin bu işi yapmasına dair herhangi bir belirleyici rolü söz konusu bile olamaz. Adalet doğrunun tekelindedir. Bunun haricinde hiç kimsenin kişisel menfaati ya da kararlarının bağımlılığında gerçekleşemez. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, haklının hakkını savunmak insanlığın gereğidir. Haklı ancak tarafsız bir dürüstlükle anlaşılabilir. Bunun için bilgi gerekir. Bilgi, dürüst ve güçlü bir insanın elde edebilmek için emek harcayabileceği bir niteliktir. Aksi durumda şahıs ya da kuruluşların menfaatleri ön plana çıkar. Dürüst insan bildiği ile sonuca varıp, sonrasında kararlarına hiçbir şeyin etki etmesine izin vermez. Çünkü o, bir karara varırken bildiğinden ötesine itibar etmez. Çünkü onun hayatta hiç kimseye ödemesi gereken bir borcu yoktur. O, zaten haktır. Ve bunun gereği olarak haklının yanındadır.

 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Anlamlar Yazı Dizisi
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

 

DOĞRUYU SEÇEBİLMEK

 

Bir insan gerçekten kötü insanların yaşadığı bir yerde doğmuşsa ve hayatında hiç iyi biriyle hiç karşılaşmamışsa, koşulsuz şartsız bir şekilde o da kötü olmak zorunda değildir. Eğer böyle olması gerektiğini savunan varsa, elbette ki o aslında insan aklını küçümsemektedir. Akıl, kötüye bakıp iyiyi, iyiye bakarak da kötüyü görebilir. Hayatında hiç iyilik görmemiş bir insanın iyilikten haberdar olmadığını düşünemezsiniz. Zira o kötülükten haberdar ise, elbette ki iyiliğin de farkındadır. Aynı şekilde hayatı boyunca hep iyi insanların içerisinde yaşamış birinin hiç kimseye kötülük etmeyeceğinin garantisi verilemez. İyilik de kötülük de aslında insanın içerisinde hep vardır. Çünkü insan akıl sahibidir. Akıl, hem iyiyi hem de kötüyü fark edebilme imkânı tanır. Ve sonrasında seçim yapan içimizdeki zayıflığımız ya da güçlülüğümüzdür. Zayıf ya da güçlü kalmamızda elbette ki aklımızın etkisi büyüktür. Ama asıl tehlikeli sonucu doğuran akılsızlığımızdır. Sonuçta insan kendi iyiliğine de kötülüğüne de yaşadığı toplumu bahane edemez. Çünkü eğer isterse kendi aklına uygun bir şekilde yaşayıp, içerisinde yer aldığı toplum ne olursa olsun tam tersi gibi de davranabilir. Seçim yapabilme imkânı kişinin yine kendisindedir. Aklı yaşadığı toplumun gelenekleri tarafından yönlendirilen insan, ister iyi olsun isterse de kötü aslında akılsızdır. Çünkü o, hiçbir şekilde yaşadığı hayatı sorgulayamamaktadır. Sorgu ise, akıl ile yapılan bir davranıştır. Akıllı insan hep sorgular. Sorgu, doğru olanı bulma yönündedir. Doğru olan insana hazır gelmişse kıymetsizdir. Bu sebepten de kolaylıkla ziyan edilebilir. Yani aslında zaman içerisinde yanlışlaşılabilir. Ayrıca yanlış kesin bir dayatma ile de karşınıza çıkmış olabilir. Bu sizin onu illa da kabul edeceğiniz anlamına gelmez. Yanlışa boyun eğen, onun sonuçlarında başına gelecek sıkıntılara gönüllü olandır. Öyle ki o, içine düştüğü bu acizlik ile hayatta hiçbir şeyin sahibi olamaz. Ve sürekli olarak birileri tarafından sömürülme sefilliği ile yaşar. Bu sebepten yanlış ya da kötü olana karşı çıkıp, bunun sonucunda doğru ve iyi olanı elde etmenin emeğini verebilmek gerekir. İyiliği hazır bulup onu hiç sorgulamadan yaşayan, aslında onu hiç anlamamıştır. Dolayısıyla da iyiliği içtenlikle yaşayamaz. Ve zaman içerisinde onu kolaylıkla gerçek bir kötülüğe dönüştürebilir. Çünkü iyiliği yaşamak zordur. Güçlü ve irade sahibi bir insan olmak gerekir. Buna iyiliğe sahip çıkmak da diyebiliriz. Ama iyiliğe sahip çıkabilme gücünü kendinde bulabilmek için, öncelikle ona sıkı sıkıya bağlanmak gerekir. Ve aslında iyiliği tam manası ile anlayamamış olan ona sıkı sıkıya bağlanabilme gücünü de kendinde bulamaz. İyiliğe sahip olabilmek ise, onu elde ederken gerçekten emek harcamış olmakla mümkündür. Hayatta hiç bir iyilik emeksiz bir şekilde elde edilemez. Bu sebepten size hazır gelen iyilik sizde asla tam manası ile anlam kazanamaz. Ve siz onu kendi içinizde koruyamazsınız. O illa ki zaman içerisinde değişip bir kötülüğe dönüşmek zorundadır. Bundan asla kaçamazsınız. İnsan kısa vadede daha kolay ve emeksiz olan, ama zaman geçtikçe içinden çıkılmaz sorunlara yol açan kötülüğe her zaman için daha meyillidir. Kötülük aslında bir kirlenme halidir. Yanlış olana zamanla alışma şeklidir. Her insanın başlangıcı iyidir. Kötülük bu oluşumun zaman içerisinde yok edilme mücadelesidir. İnsan kötü olana zamanla alışır. Ve onu sever. Ama artık kendisi de onun bir parçası olmuştur. Ve bu haliyle kendi kendisine zarar veren bir yapıya dönüşür. Ve bunun farkına varabilmek akıl gerektirir. Ve aslında zararın neresinden dönülse yine de kârdır. Kötülüğe alışmış bir insanın iyilikle karşılaştığı vakit, ona vereceği tepki aslında onun sahip olduğu aklın da bir ölçütü durumundadır. İyiliği reddeden, aslında kötülüğün ta kendisi olmuştur. İyiliğe dönebilen, aslında gelmiş olduğu son noktada kendisine zarar vermekten başka bir iş yapmadığını fark edebilecek kadar akıllı kalabilmiştir. Bir insanın gerçekten kötü olup olmadığını bu anlamda iyiliğe vermiş olduğu tepkiden anlayabiliriz. Eğer geri dönmüyorsa o gerçekten kötüdür. Kötülüğünü doğru olarak kabul edecek kadar da akılsızdır. Akılsızlığı onun kendini tek ve gerçek doğru olarak kabul etmesine sebep olacak kadar, yetersizleşmesine sebep olmuştur. Bu aslında bir çeşit kibirdir. Kötülüğünde ısrarcı olan insan, kesinlikle kibirlenmek zorundadır. Çünkü kibir kendini bilmemek ya da olduğundan farklı başka bir deyişle de üstün görebilmektir. Kötülüğün bir parçası olan, kendi tabiatını doğru değerlendiremeyecek kadar değer yargılarında bozulmuştur. Kötülük bir acizlik olmasına rağmen kendini bu haliyle üstün ya da gerçek varsayan, gerçekte tam manası ile kibirlenmekten başka bir şey yapmamaktadır. O, kendini bilmemektedir. Bu sebepten onu iyiliğe çeviremezsiniz. Çünkü o zaten kendini yanlış saymamaktadır. Ama baştan sona da yanlıştır. Hatta acizdir. Diğer taraftan kendini olabildiğince doğru ve üstün kabul etmektedir. Dolayısıyla aslında o, bir hayli kibirlenmektedir. Kötülüğe bulaşmış insan iyiliğe dönmüyorsa kibirlidir. Kibirli ise, aslında o kötülüğün bir parçası olmuş ve aklı başında gitmiştir. Artık onun için yapılabilecek bir şey yoktur. İyi olmak, iyiliği anlayıp sahiplenmek, bunun getirisi olan doğruluktan kesinlikle ödüm vermemek, insan olmanın bir gereğidir. İyiliği yaşayıp da onun tam olarak sahibi olamamış olan ise, aslında içerisinde yer aldığı güzelliğin sahibi değildir. Çünkü onun eldesinde en ufak bir emeği geçmemiştir. İnsan akıl ile vardır. Ve hayata ancak aklı ile verdiği tepkilerde gerçekten iyi olabilir. Akılsızlığı ise aslında onun kötülüğünün bir ifadesidir. Üstelik bunun için onun yaşadığı ortam ya da toplumun hiçbir önemi yoktur.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Anlamlar Yazı Dizisi
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
CIRIT NASIL OYNANIR
Cirit Oyunu'nda iki takim bulunur. Bu takimlar 70 ilâ 120 metre genisligindeki bir alanda karsilikli olarak alanin en gerisinde 6'sar, 8'er veya 12'ser kisi olarak dizilirler. Ciritçiler bölgesel giyimleriyle atlarina biner. Sag ellerine atacaklari ilk ciriti, diger ellerine de yedek ve yetecek miktarda cirit alirlar. Iki tarafin birinden bir atli öne firlar, karsi dizinin önüne 30-40 metre kadar yaklasir. Karsi tarafin oyuncularindan birisinin adini seslenerek meydana davet eder. Sag elindeki ciriti ona dogru savurur, sonra geri döner, atini kendi dizisine dogru mahmuzlar. Karsi tarafin davet edilen oyuncusu hizla onu takip eder, elindeki ciriti geri dönüp kaçan karsi taraf elemanina firlatir. Bu kez ilk oyuncunun çiktigi siradan diger bir ciritçi onu karsilar. Ikinci diziden çikan, sirasindaki yerini almak için süratle yerine dönmeye çalisir. Bu defa rakibi onu kovalar ve ciritini atar.
Ata Sporumuz Cirit Nasıl Oynanır?

Oyun böylece sürer. Cirit isabet ettiren ciritçi takimina bir sayi kazandirir. Eger ciritçi attigi çavgani rakibine degil de ata isabet ettirmisse bir sayi kaybeder.
Ciritçi karsi taraf oyuncusundan kendisini sakinmak için çesitli hareketler yapar, atin sagina soluna, karninin altina, boynuna agar. Bazi ciritçiler rakibi kaçip dizisine ulasana kadar üç-dört cirit savurarak isabet ettirmek suretiyle sayi toplar. Bu arada basina, gözüne, kulagina cirit isabet eden bazi oyuncularin yaralandigi olur.

Öte yandan cirit oyununda ölüm olmamasi için, daha evvelleri hurma ve mese agacindan 70-100 santim uzunlugunda, 2-3 cm. kutrunda yapilan ciritler, daha sonralari kavak agacindan yapilmaya baslanmistir. Sopalarin uçlari silindir seklinde kesilerek yuvarlatilir. Kabuklari yontulur. Bu isabet halinde bir yara açilmasini ve ölüm tehlikesini yok etmek için alinan bir tedbirdir.
Seyredenler ciritçileri ve atlari tesvik için çesitli sekilde bagirir, onlari heyecana getirirler.
Ata Sporumuz Cirit Nasıl Oynanır?

Ciritçiler arasinda birbirine hasim olanlar varsa, bunlarin karsi tarafta yer almamasina dikkat edilir, ayni dizi içine dahil edilirler. Gençler büyüklerinin bu görüsüne boyun eger. Büyükler de bu töreye uyarlar. Eski ciritçilerden bir kurul, oyunun sonucunu ilân eder.
Cirit sona erince, cirit oyununu düzenleyenler basarili olanlara ödüller, ziyafetler verir.
Cirit Oyunu Alpaslan'la beraber Anadolu'ya girmis daha sonra Avrupa'ya ve Arabistan ülkelerine siçramistir. 17. yüzyilda Fransa'da, Almanya'da ve diger ülkelerde de Cirit Oyunu yayilmistir.
 Ata Sporumuz Cirit Nasıl Oynanır?
Konya Turizm Dernegi'nin 1972 eylülünde düzenledigi Cirit Oyunlari Senligi dikkatleri tekrar bu ulusal sportif savas oyunumuzun üstüne çekmis bulunmaktadir. Bütün Yurt'da ilgi görmesi ve canlanmasi bu tür oyunlarimiz için bir kazanç olacaktir.
 Ata Sporumuz Cirit Nasıl Oynanır?
CIRIT OYUNUNDA KULLANILAN TERIMLER
Degnek; Dignek, Deynek: Çesitli yörelerde cirit oyununa verilen ad.
Cirit Havasi: Cirit oynanirken davul ve zurna ile özel ritmlerde çalinan ezgilerin tümü ya da bir tanesi.
At Oyunu: Ciritin Tunceli ve Mus yöresindeki adi.(RESOCASI)
At Oynatma Havasi: Tunceli ve Mus yörelerinde (YINE RESOCA)ciritten önce at oynatma için özel ritmlerde çalinan ezgi ve ritmlere verilen ad.
Rahvan: Atin iki ayakla kosar gibi ayni yanda bulunan ayaklarini ayni anda atarak yaptigi, biniciyi sarsmayan bir yürüyüs seklidir.
Rahvan At: Biniciyi sarsmadan yürüyen at.
Tirisa Kalkmak: Atin çaprazlama ayak atarak hizli ve sarsintili yürüyüsüne denir.
Dörtnal: Atin en hizli kosusu.
Hücum Dörtnal: Atin en hizli kosusunun daha ilerisinde bir süratle hedefe at sürme.
Adeta: Atin düz yürüyüsü.
Aheste: Atin agir agir, arka kalçalara yüklenerek yürüyüsü.
At Basi: Iki atin bir hizada olusu.
At Cambazi: Ciritte at üzerinde beceri ve hüner gösteren binici.
At Oynatmak: Ciritte hüner göstermek.
Sipahi, Sipah, Ispahi: Eskiden Yeniçeriler zamaninda bir sinif atli askere denirdi. Fakat iyi at binen kisilere de at oyunlarinda becerisi olan oyunculara da çesitli yörelerde bu adlar kullanilmaktadir.
Seymen Olmak: Ulusal giysilerin yöreye ait olanlarinin dügün nedeni ile Ankara dolaylarinda giyilmesine denir.
Osmanli: Atli, suvari, anlaminda kullanilmaktadir.
Menzil: Ciritte at üzerinde sira biçiminde duranlara verilen ad.
Alan: Cirit meydanina verilen ad. Cirit oynanan yer.
Sehit: Ciritte isabet alip ölenlere verilen ad.
Acemi: Savurdugu ciriti ata degen oyuncuya denir.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Spor
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Oyun Kuralları
OYUNCULARIN ÖZELLİKLERİ
Her oyuncunun güçlü olduğu yönleri
geliştirilmeye çalışılmalıdır. Her oyuncunun güçlü olduğu yönleri vardır. Doğal olarak öncelikle oyuncuların zayıf oldukları taraflar giderilmeye çalışılmalıdır. Ancak bununla yetinilmemeli, oyuncuların başarılı oldukları teknik, taktik, moral ve hatta sosyal yönlerini de geliştirerek, takımın başarısına katkıları artırılmalıdır.

VOLEYBOL NASIL OYNANIR?

Voleybol altı kişiden kurulu iki takım arasında oynanır. Amaç, sahayı ikiye bölen filenin üzerinden topu karşı tarafınsahasına düşürerek Oyuncular sahada sabit yerlerde dururlar üç kişi fileye yakın üç kişi de savunma pozisyonunda geride durur. Bir takım topa arka arkaya en fazla üç kere vurabilir. Topa vücudun herhangi bir yeri ile vurmak serbesttir. Oyuncular saat yönünde olmak üzere sürekli değişerek oynarlar. Topu karşı tarafın sahasına düşüren takım puan kazanır. Maç 5 setten oluşur. 25 puana, en az iki farkla olmak üzere ilk ulaşan seti kazanır. Beşinci set 15 puan üzerinden oynanır. En az iki farklı sonuç burada da gereklidir."Libero" defansif bir oyuncudur. Defansta istediği yerde oynayabilir. Ön tarafa geçemez, blok yapamaz, servis atamaz. Forması takım arkadaşlarından farklı renktedir. Takım koçları saha kenarından takımlarına direktifler vermekte serbesttir. Her sette altı değişiklik yapma hakkı vardır. Sadece ön alanda oynayan oyuncular bloğa çıkabilir. Blok, top fileyi geçmeden yapılmalıdır. Blok sayı olarak sayılamaz. Voleybol sahası 18mt x 9mt boyutlarındadır. Tam ortasından bir ağ ile ikiye bölünmüştür. Fileden 3 metre geriye olan kısım atak alanıdır.

MANŞET : ZOR SERVİSLER

Manşet tekniği çok iyi olan oyuncular bile, sert ve uzun servislerde, manşet için kollarını vucütlarından öne doğru ayırıp iyi bir manşet alabilmek için zorlanırlar. Bu durumlarda vücudunuzu mümkün olduğunca yükseltmeye ve hatta parmak uçlarında kalkmaya çalışın. Ancak en iyisi böyle bir duruma düşmemek için gerekli tedbirleri önceden almaktır. Bunun için vücudunuz topa tam dönük olsun ve ayak hareketleri ile manşet alma yüksekliğini ayarlamaya çalışın. Yeni kurallara göre artık servisler parmakla da karşılanabilmektedir. Bu güzel bir görüntü vermezse de çoğu kez tek çözümdür ve top tutulup atmadıkça parmak pası kötü olsa dahi hakem genellikle faul çalmaz.

SERVİS: TOPA KONSANTRE OLUN

Servis atmaya hazırlanırken filenin arasından rakip oyunculara bakarak hedefinizi belirleyin . Manşeti zayıf olan oyunculara veya manşet alanlar arasındaki koridorlara veya yanlara atmaya çalışın. Özellikle pasörün ön sırada olduğu durumlarda, geçerli bir diğer taktik de sol taraftaki smaçöre kısa servis atmaktır. Bu durumda hücum yapacak oyuncu sayısı bire iner. Atacağınız yere karar verdikten sonra, iyi bir servis için konsantre olmaya çalışın. Etkin bir servis için en önemli husus, topun havaya iyi atılmasıdır. Bu durumda top (vurmaz iseniz) tam ayaklarınızın önüne düşmelidir.

BLOK: MORALİNİZ BOZULMASIN

Blok yaparken, ne kadar iyi blok tutarsanız tutun, hücum eden daima avantajlıdır. Topu yakalama ihtimaliniz çok yüksek değildir, o nedenle moraliniz bozulmasın. Siz işinize devam edin ve mümkün olduğunca ellerinizi karşı alana uzatmaya çalışın. Bazı oyuncuların moralleri, mesela blokta top ellerinin arasından geçip sayı olduğunda çok bozulur ve kendilerini suçlu hissederler. Bir sonraki bloğa daha hırslı fakat bilinçsiz olarak çıkar ve hata yaparlar. Bunun yerine bir önceki hücumda rakibin şanslı olduğunu düşünün. Unutmayın ki iyi kurulmuş bir blokta bile, doğal olarak birçok zayıf nokta vardır. Blok başarılı olmasa da antremanda öğrendiğiniz temel teknikleri sabırla ve konsantre şekilde uygulamaya devam edin.

SAVUNMA:SMAÇÖRLERİ BAĞIRARAK BELİRLEYİN

İyi bir savunma için rakibin ön sıra oyuncularının belirlenmesi çok önemlidir. Bütün blok yapacaklar smaçörlerin kimler olduğunu ve pasörün ön veya arka oyuncu olduğunu bilmelidirler. Pasör ön oyuncu ise plase atabilir veya ikinci topa vurabilir. Ön sıra ve arka sıra savunmacıları buna hazır olmalıdırlar. Pasör arka oyuncu ise onu dikkate alıp savunma yapmaya gerek kalmaz.


SMAÇ: TÜM VÜCUT İLE

Smaç vurulan topun hız kazanması için, tüm vucudunuzun ağırlığını kullanmalısınız. Bazı oyuncular sadece kollarının hareketiyle smaç vurmaya çalışırlar. Güçlü bir smaç topu önünüze alarak ve tüm vücut kaslarınızın kuvvetini ona aktararak vurulabilir.
ORTADA KALAN TOPLARA BASTIR !

Top bazen file üstünde ve her iki takımın arasında kalır. Yani iki rakip oyuncu aynı anda topa temas ederler ve daha mücadeleci olan ve topla daha dengeli temas kuran kazanır. Bu durumda sıçrayabildiğiniz kadar yükseğe sıçrayın ve dirseklerinizi kilitleyerek ellerinizi güçlü bir şekilde ileri uzatın. Tüm ağırlığınız topun arkasında olsun. Çift elle temas etmeniz mümkün değilse, tek elle temas etmek hiç müdahale etmemekten daha iyidir. Topu kısa süre tutup atsanız dahi hakem genellikle faul çalmayacaktır.

SMAÇ: TEMAS YÜKSEKLİĞİ

Bir oyuncunu smaç vurma kapasitesi boyunun uzunluğuna ve sıçrama yüksekliğine bağlıdır. Ancak bunların dışında genellikle gözardı edilen en önemli nokta, topla temas ettiği anda oyuncunun kolunun ne kadar açık olduğudur. Temas noktasının yüksekliği smaçta çok önemlidir, fakat bazı oyuncular smaç sırasında kollarını tam açmazlar. Başarılı bir smaç için, smaç vurmadığınız omzunuzu iyice düşürün ve topun arkasında kalarak topa sıçrayabildiğiniz en yüksek noktada temas etmeye çalışın.

SERVİS ATILIRKEN: ELLER YUKARI

Servis atılırken ön oyuncu iseniz, file önünde ve elleriniz yukarda bekleyin. Aksi halde hızlı bir hücumda geç kalabilirsiniz. Elleri yukarıda tutmanın bir diğer yararı da rakibin görüşünü kısmen engellemektir. Elleri hareket ettirerek rakibin görüşünü kapamak kural dışıdır, ancak vucudun hafifce sağa sola eğilmesi ile yapılan engellemelere hakemler genellikle tolerans gösterirler.

BLOK: GÖZLER AÇIK KALSIN

Blok yapanların çoğu topa vurulduğu anda gözlerini kaparlar. Hücum eden oyuncu, smaçtan vazgeçip plaseyi tercih edebilir ve bu duruma reaksiyon göstermekte geç kalabilirsiniz. Bu nedenle gözlerinizi mümkün olduğu kadar uzun açık tutun (yani kapamayın!).

MOLALAR: KOÇU İYİ DİNLEYİN

Molalarda bazı oyuncular ilgisiz davranırlar ve koçlarını dinlemezler. İyi bir takım oyuncusu kesinlikle böyle davranmaz. Molalarda her zaman koç ile göz temasında olun ve verilen talimatları başınızla onaylayın. Takımın iyiliği için kesinlikle uyumsuzluk ifade eden veya itiraz belirten hareketler yapmayın, veya sözler söylemeyin. Bu tartışmaları maçtan sonraya veya antremana saklayın. Kazanmak için oyuncular ve koçun uyum içinde olması en önemli koşuldur.
Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Spor
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
BASKETBOL OYUN KURALLARI

  • Basketbol müsabakaları iki hakem tarafından yönetilir. Misafir takım sahayı seçme hakkına sahiptir. Her devreden sonra saha değişimi yapılır.
  • Oyun, orta saha çizgisinde her takımdan birer oyuncu arasında yapılan hava atışı ile başlar. Hava atışına çıkan oyuncular, topu tek elleri ile takım arkadaşlarına kazandırma hedefini taşır.
  • Oyun, 10'ar dakikalık dört periyottan oluşur. Beraberlik durumunda uzatma periyodu oynanır. Her takım ilk üç periyotta ve uzatma periyodunda 2'şer dakikalık bir, dördüncü periyotta iki mola hakkına sahiptir. İkinci ile üçüncü periyot arasında 15 dakikalık devre arası verilir.
  • Hücum eden takım, kendi sahasını 8 saniye içinde terk etmek, 24 saniye içinde de hücumunu tamamlamak zorundadır, aksi halde top kullanma hakkı rakip takıma geçer.
  • Oyuncu topla birlikte, top sürme (dribbling), pas atma (passing), şut atma (shooting) aktivitelerini yapma şansına sahiptir. Bir oyuncu top sürerken, topu eline alarak durdurursa, tekrar top sürme şansına sahip değildir; topu istediği yöne ve kişiye pas ya da şut atmak zorundadır.
  • Her takım 5 kişiden oluşur ve takımların sınırsız oyuncu değişikliği hakkı vardır. Eğer faul hakkını doldurmamışsa, her çıkan oyuncu tekrar oyuna dahil olabilir. Bir takımdaki beş oyuncudan biri ortada (post), ikisi savunma (guard) ve ikiside hücum (forward) oyuncusudur.
  • Oyunu bir baş hakem ve yardımcı hakem olarak iki hakem yönetir.
  • Her oyuncu beş faulle oyun dışında kalır, tekrar o maç için oyuna dahil olamaz. Her oyuncunun bireysel olarak yaptığı faul sayısının toplamı, takım faullerini de belirler. Toplamda dört takım faulüne ulaşan takımın daha sonra yaptığı her faul, karşı takıma serbest atış kullanma hakkı kazandırır.
  • Hakem tarafından durdurulmadıkça, top potadan veya çemberden dönerse oyun devam eder. Ayrıca, oyuncu sahayı belirleyen çizgilerin dışına temas etmedikçe, top oyun çizgilerinin dışına değmeden havadan saha çizgisinin dışına çıksa dahi, oyuncu topu içeri çevirebilirse de oyun devam eder.
  • Her sayı atışından sonra veya hakemin düdüğü çalmasının ardından, oyun ve oyun zamanı durur. Sayı yiyen takımın pota gerisindeki çizgi arkasından topu oyuna sokması ile hem zaman hem de oyun tekrar başlar. Oyun içindeki diğer durumlara göre, hakemin gösterdiği yerlerden, top oyuna sokulur.
  • Üç sayı çizgisi içinden yapılan her başarılı atış iki sayı, üç sayı çizgisi gerisinden yapılan her başarılı atış üç sayı olarak değerlendirilir. Faullerden veya kural ihlallerinden dolayı kazanılan başarılı serbest atışlar bir sayı olarak değerlendirilir.
  • Oyuncular iki durumda cezalandırılır: 1- Bireysel kural ihlalleri 2- Faul yapılan durumlar. Kural ihlali veya hatası (hatalı yürüme, topun çizgi dışına çıkması, hücum oyuncusunun üç saniyeden fazla post içinde durması v.b) top kullanma hakkını karşı takıma verir. Yapılan bireysel fauller ( itme, çekme, vurma, tutma v.b) ise oyuncunun faul cezası almasını sağladığı gibi faulün yapıldığı yer göz önünde bulundurularak, rakip topu yandan oyuna sokar, ya da serbest atış yapma hakkı kazanır.
  • Serbest atış hakkı adedi, faulun yapıldığı zaman, yer ve çeşidine göre değişir. Şut atışı sırasında faul yapılmış ve atış sayı olmamışsa, atışı yapan takıma iki serbest atış hakkı verilir. Eğer atış sayı olmuşsa, bir serbest atış hakkı verilir. Bir takım, bir devredeki "takım faul" sınırını geçmiş ve atış sahası dışında faul yapmışsa, o zaman bire-bir denen serbest atış hakkını kullanır. Bu atışta kural, ilk atış sayı olursa, ikinci atış yapma hakkı kazanmaktır. Bire-bir'de ilk atışı kaçıran ikinci atışı yapamaz, top potadan oyun alanına dönerse, oyun devam eder. Teknik faullerde (oyunu geciktirme, sportmenlik dışı davranışlar, hakeme itiraz, izinsiz oyuna girme v.b) iki serbest atış hakkı verilir.
Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Spor
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Arama
  Ara
Aytekin Mehmet Arslan - Anlamlar Yazı Dizisi

BUGÜNKÜ KÖŞE YAZISI

ADALETİN BİLGİSİ

 

Doğru olanın gerçekliği, delillerinin varlığıyla pekişir. Delilsiz bir doğru gerçekten öyle dahi olsa askıda kalmıştır. Oysaki doğruya gerçekliğini vermek gerekir. Bu onun hakkıdır. Ve dürüst bir insan için ...

devamı....

Aytekin Mehmet Arslan- Aşk Tanımları

Aytekin Mehmet Arslan'ın Ünlemler Yazı dizisini web sitemizden takip edebilirsiniz...

http://www.aytmur.com

 

Hilal Makina Kilimleri

11 farklı ebatta Hilal makina kilimleri için web sitemizi ziyaret ediniz...

www.hilalmensucat.com

 

Aytekin Mehmet Arslan Kelebeklerin Ölümlülüğü

Kelebeklerin Ölümlülüğü-Aytekin Mehmet Arslan'ın 2. Kitabı

   Yazarın köşe yazılarını web sitemizden takip edebilirsiniz...

   www.aytmur.com

 

 

Uşak Arkeoloji Müzesi Sanal Müze Turu

Uşak Arkeoloji MüzesiUşak Arkeoloji Müzesin'de sergilenen Karun Hazineleri'ni gördünüz mü?Web sitemizden sanal olarak müzeyi gezebilirsiniz....

Sanal Müze Turu için tıklayınız...

 

 

Atatürk ve Etnografya Müzesi

Atatürk ve Etnografya MüzesiAtatürk İstiklal savaşında Yunan General Trikopis'in kılıcını bu evde teslim aldı.Uşak Atatürk ve Etnografya müzesi sanal turu için tıklayınız...

Sanal Müze Turu için tıklayınız...

 

Takvim
<September 2010>
SMTWTFS
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789
Tag Cloud
Sayfalar